Tenisçi Dirseği (Lateral Epikondilit)

Img

Tenisçi dirseği, dirseğin dış tarafındaki kemik çıkıntıda hassasiyet veya şiddetli ağrı ile karakterize bir hastalıktır.Tenisçi dirseği elin ve bileğin düz tutulması ve kaldırılmasını sağlayan önkol kaslarının fazla kullanılmasından kaynaklanan bir durum olduğu düşünülmektedir.

Bu bölgeye yansıyan ağrıların ayırt edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.Şikayetler; dirseğin dış tarafında hassasiyet ve ağrı, önkol hareketlerinde dirsekten önkola ya da üst kola yayılan ağrıda şiddetlenme şeklindedir.

Tedavi : Yansıyan ağrı ise ayırt edilmeli ve nedene yönelik tedaviler uygulanmalıdır. Ani ve bölgesel durumlarda ağrı geçene kadar dirseğe 2-3 gün süreyle 3-4 saatte bir 20-30 dakika buz uygulaması yapılır. Hareket kıstlayıcı bandaj veya dirseklik kullanılır. Ağrı kesici yangı giderici ilaçlar verilir.

Ağrı şiddetini hızla azaltmak ve tedaviyi hızlandırmak için tamamlayıcı tedaviler kullanılabilir. Ağrılı bölge çevresine kortizon enjeksiyonu, kirişlerde nekroza neden olabileceği unutulmamalıdır.

Cerrahi tedavi özel durumlarda seçilmiş vakalarda uygulanabilir.

Golfçü Dirseği (Medial Epikondilit) 

Golfçü dirseği, dirseğin iç tarafındaki kemik çıkıntıda hassasiyet ve ağrı ile karakterize bir hastalıktır. El bileğinin bükülmesi işlevinden sorumlu olan kol kaslarının kirişleri bu kemik çıkıntıya yapışır. Kaslar aşırı kullanıldığında tendonlarda yangı ve küçük yırtıklar oluşur. Bu da ağrıya neden olur.Golfçü dirseği ağrısı, dirseğin iç tarafındadır, önkolun iç kenarına doğru yayılabilir ve eli yumruk yapınca ağrıda artış görülür.

Tedavi : Yansıyan ağrı ise ayırt edilmeli ve nedene yönelik tedaviler uygulanmalıdır. Ani ve bölgesel durumlarda ağrı geçene kadar dirseğe 2-3 gün süreyle 3-4 saatte bir 20-30 dakika buz uygulaması yapılır. Hareket kısıtlayıcı bandaj veya dirseklik kullanılır. Ağrı kesici yangı giderici ilaçlar verilir.

Ağrı şiddetini hızla azaltmak ve tedaviyi hızlandırmak için tamamlayıcı tedaviler kullanılabilir. Ağrılı bölge çevresine kortizon enjeksiyonu, kirişlerde nekroza neden olabileceği unutulmamalıdır.

Cerrahi tedavi özel durumlarda seçilmiş vakalarda uygulanabilir.

 

Karpal Tünel Sendromu

Karpal tünel sendromu (KTS) elde ve kolda ağrı ve uyuşukluğa neden olan bir rahatsızlıktır. Bu durum kadınlarda daha sıktır. KTS bileğin aşırı kullanımına bağlı olarak kötüleşir. Karpal tünelin içinde tendonlar ve elin bir bölümünün duyusunu ve hareketini sağlayan median sinir yer alır. Sağlıklı bir bilekte tendonlar, bağlar ve median sinir uyum içinde çalışırlar. Fakat tünelin içinde yer alan yapıların bozulması halinde median sinir baskı altında kaldığından hasta parmaklarında, bileğinde ve kolunda ağrı, uyuşma ve karıncalanma hisseder. Bu durum Karpal Tünel Sendromu olarak isimlendirilir.Karpal tünel sendromunda serçe parmağı haricinde bir veya birkaç parmakta uyuşma, yanma ve karıncalanma en sık görülen belirtidir.Ağrı ve uyuşukluk günün her saatinde olabilir, ancak sıklıkla gece ortaya çıkar ve hastayı uykusundan uyandırır. Zaman zaman ağrı kola doğru çıkabilir, dirseğe hatta omuz ve boyna kadar yükselebilir.

Başlıca nedenleri;  Buradaki kemik, yumuşak doku, tendonlardaki yapısal bozukluklar, bölgede enflamasyona neden olan hastalıklardır(Şeker hastalığı, romatizmal hastalıklar). Ayrıca, tiroid bezinin az çalışması, gebelik gibi durumlarda da benzer şikayetler gelişebilir.

Tedavi : KTS hastalarının büyük çoğunluğu cerrahi operasyona gerek kalmaksızın tedavi edilebilir.  Cerahi dışı tedaviler içindeki bleklik kullanılması, dinlendirme, B6 vitamini, antienflamatuvar ağrı kesiciler, hatta kortizon injeksiyonu gibi tedaviler kısa süreli olup tedavi edici özellikte değildir.

KTS’na neden olan sistemik hastalıkların tedavisinin sağlanması, yansıyan ağrının ayırt edilmesi gerekmektedir. Nedene yönelik tedaviler yapılırken, ilave olarak yapılacak tamamlayıcı uygulmalar kalıcı tedaviyi sağlayacaktır.

Geçikmiş, ilerlemiş durumlarda cerrahi operasyonla tünelin gevşetilmesi gerekir. Sonrasında tamamlayıcı uygulamalar yapılabilir.

Travma veya Cerrahi Sonrası Atipik Ağrılar (Yansıyan Kol ağrısı)

Kol ve bacaktaki periferik sinirler dar kanallardan geçerler. Buralarda dokuda bir enflamasyon, lenfatik drenaj bozukluğu oldugunda sinirlere baskı yapar. Omuz eklemi gibi bu eklem ve çevresine yansıyan ağrılar olabilir. Öncelikli olarak bunların ayrıntılı hikaye ve özel muayene yöntemleri ile ayırt edilmesi gerekir. Aksi takdirde tedavisinde başarısız kalınmaktadır. 
Uyuşma karıncalanma şeklindeki şikayetler ağrıya dönüşür ve şiddetlenir.  Ağrılar geceleri daha çok artar, bu durum öncelikli olarak torakal blokaj nedenli yansıyan ağrıyı düşündürmelidir. Bu durumlarda yansıyan ağrının ayırtedilmemesi ağrının bölgesel durumu ile ilgilenilmesi sonucu yapılan operasyonlar başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Hatalı tanı sonrası yapılan tedaviye vücudun yanıtı, ağrının  daha da dayanılmaz hale gelmesi şeklindedir. Ağrının şiddetinin artması sonucu hareket kıstlılığı artmakta, fiziksel yapı bozuklukları ortaya çıkmaktadır.
Tedavide: Ayırıcı tanı ile nedene yönelik tedaviler uygulanmalıdır Saptanan torakal blokaj çözülmeli, organsal yansımalara yönelik tedaviler planlanmalıdır. Tedavide gecikilmiş veya yetersiz tedavi edilmiş durumlarda operasyon gerekebilmektedir. Ameliyat sonrası, tamamlayıcı yöntemler ve fizik tedavi uygulamaları ile başarılı sonuç alınarak, hareket kaybı önlenebilmektedir.  Aksi durumda tedavi edilemeyen ciddi fiziksel bozukluklar oluşmaktadır.

Yansıyan Ağrılar

Her bireyde doğuştan var olan veya sonradan kazanılmış zayıf bölgeler vardır. Bu zayıf bölgeler, biyokimyasal zararlılara karşı daha duyarlıdır. Bu nedenle vücudumuzun herhangi bir yerinde oluşan zararlı etkiler, çok uzakta bile olsa bu zayıf bölgelerde şikayetlere neden olabilirler. Ayrıca, anne karnında ilk döllenmeden sonra oluşan gelişme sırasında aynı kök hücrelerden, değişen organların birbirlerinden uzakta da olsa cilt üzerinde ve kaslarda yansıma alanları vardır. Bu nedenle organlarımızda oluşan bir rahatsızlık durumunda, bu zayıf noktalar ve cilt-kas bölgelerinde renk değişikliği, cilt bozuklukları, kasılmalar-kramplar, yanmalar ve ağrılar olur.  Bu uzak bölgelerdeki ortaya çıkan ağrılara “yansıyan ağrı” diyebiliriz.

Örneğin; sık sık bademcik iltihaplanması geçiren kişilerin bazılarında, eklem romatizması gibi sorunlar oluşurken, bazılarında disk kayması veya astım sorunları gelişebilir. Yine bu hastalarda bademciklerin yansıma alanları olan boyun alt bölgelerinde kas (trapez kası) ağrıları ve boyun tutulmaları oluşabilir. Bunlar, böylece yansıyan ağrıya neden olmaktadır. Sezeryan ameliyatı ile doğum yapmış kadınlarda, süregelen baş ağrısının olması veya olan başağrısının şiddetinin artması veya fibromiyalji gibi kas-yumuşak doku romatizması şikayetlerinin oluşması “Bozucu Alan” mekanizması ile oluşmaktadır. Durum yada tablo psikolojik olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle bu hastalara çok sık olarak psikolojik(antidepresan) ilaçlar önerilmektedir.

Yansıyan-bozucu alan ağrısı vücudun her alanında oluşabilmektedir. Yani, bir boyun tutulmanızın nedeni; bademcik yansıması yada rahim-sezaryen operasyon bölgesi olabilir. Yada; sağ kalça ağrınızın nedeni, dişlerinizin yeterince sağlıklı kapanmaması sonucu oluşmuş çene eklemi bozukluğunun yansıması olabilmektedir. Benzer örnekler çoğaltılabilir.

Normal şartlarda sadece bozucu bölgenin aksaması, düzenlenememesi sorun-şikayet yaratmayabilir. Ancak, ilave bozucu alanlar ve vücudun dengeleme yeteneğini bozan diğer faktörler devreye girip arttığında, yansıyan ağrılar daha belirgin hale gelir. Bu durumda bu dengelenmeyi bozan etkenlerin, ortadan kaldırılması veya bozucu alanların dengelenmesi(reğülasyonu) gerekmektedir.

Bozucu alanlarda oluşan, yayılan zararlı uyarılar ve sağlıklı sinyaller beyindeki merkezlerde birlikte değerlendirmelere tabi tutulurlar. Bu durumda dengelenememiş, uyarılar diğer normal uyarılardan fazla veya baskın duruma geldiğinde ağrı ve hastalık ortaya çıkar.

Bozucu alan olabilen başlıca durumlar: kronik enfeksiyonlar(bademcik iltihabı, sinüzit, kıl dönmesi, barsak enfeksiyonu-mantarı vs), diş bozuklukları ve diş tedavileri, geçirilmiş olan ameliyat, yara ve yanık izleri, elektromanyetik stres ve çözümlenmeyen zihinsel sorunlardır.

Çevre ve yaşam kalitesini bozan etkenler, iklimsel değişiklikler, bozucu alanların oluşmasını kolaylaştıran faktörlerdir. Bozucu alan veya odakların ortaya çıkmasında, bireylerin savunma sistemleri de önemli bir rol oynar.

Bozucu alandan oluşan uyarıların, artması ve bedenin o uyarı karşısında kendini dengeleyememesi durumunda ağrı ve hastalıklar ortaya çıkar. Günümüzde süregelen tüm rahatsızlıkların en az %30’unun, oluşan bu bozucu alanlar tarafından meydana getirildiği tespit edilmiştir.

Ağrı ile ilgilenen hekimlerin kliniklerinde, yapılması beklenen; ağrının temel kaynağının saptanması, tüm vücudun “bütünsel yaklaşım” ile değerlendirilerek tanının belirlenmesidir. Bütünsel yaklaşım; beyin cerrahisi, nöroloji, fizik tedavi, ortopedi, ağrı uzmanının birlikte bakış alanı bulması gibi algılanmamalıdır. Bütünsel yaklaşım; vücudun bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesidir.

Ağrıyı sadece bulunduğu yerin fiziksel durumu ile değerlendirmek büyük yanılgılarla sonuçlanabilir. Bütünsel yaklaşımdan uzak, bozucu alanları ve yansıyan ağrıları göz önüne almadan yapılacak ağrı tedavileri yeterince başarılı olamayabilir.